Çağımızın hızla değişen koşulları, mimarlığın yer ile kurduğu ilişkiyi giderek zayıflatıyor. Küresel ölçekte birbirine benzeyen yapılar, farklı coğrafyalarda aynı biçimlerle tekrar ediyor. Toker Mimarlık, bu eğilime karşı her projeye yerin kendine özgü koşullarını yeniden okuyarak başlar.
Tasarım süreci, arazinin topoğrafyasını, iklimini, ışığını ve çevresindeki yapı dokusunu anlamaya yönelik bir araştırma ile açılır. Bu aşamada önceden belirlenmiş bir biçim ya da üslup yoktur; proje, yerin ve programın birlikte sorduğu sorulara verilen yanıtlardan doğar.
Malzeme, bu yanıtların en önemli taşıyıcısıdır. Yerel taş, ahşap ve brüt beton gibi zamanla güzelleşen, dürüst ve bakımı kolay malzemeleri tercih ederiz. Detay, bu malzemelerin bir araya geliş biçimini belirleyen ve yapının karakterini oluşturan en küçük ölçekteki tasarım kararıdır.
Projelerimizi fikir aşamasından uygulamanın tamamlanmasına kadar aynı ekiple yürütürüz. Bu süreklilik, tasarımın ilk niyetinin şantiyede kaybolmadan hayata geçmesini sağlar.

“Bir yere bakmayı, onu anlamayı, izlerini hissetmeyi ve ancak ondan sonra tasarlamayı seviyorum.”
Ad Soyad, Kurucu Mimar


“Ekiplerimiz projeleri başından sonuna kadar takip eder. Bu, tasarımın tutarlılığı için vazgeçilmezdir.”
Ad Soyad, Yönetici Ortak















